Hep bir arayış içindeyiz şu zamanını kestiremediğimiz ama uzun soluklu sandığımız hayatta. Kimimiz kariyer, kimimiz para, mevki, aşk. Bulduk mu peki Kısmen…

Bir de huzur var bu arayışların içerisine dahil edebileceğimiz. Her defasında bu dünyanın telaşları için ertelediğimiz ama ruhumuzun koşulsuz teslim olacağı huzur. Her ne kadar kapsayıcı da olsa diğer arayışları yalın başına hiç bir şey ifade etmiyor gibi gelir, geliyor hatta. Yaşam kalitesi endeksimizde üst sıralarda o kadar çok etken var ki ister istemez gerçekleşmesi için seviyeleri tamamlamamız gerekiyormuş gibi geliyor.
Parayı bulursam kesin huzurlu olurum, şu müdürlüğü bir kaparsam huzura kavuşurum, evlenirsem, aşık olursam huzurlu olurum gibi bir sürü bahaneler sıralamadık mı kendi benliğimize?

Sahi neydi huzur?
Ahmet Hamdi Tanpınar “Huzur” romanındaki karakter için huzura kavuşturacak bir iç nizamdan bahseder. Dünyalık olan tüm meselelerin ruhiyet-i haline etkisinden bahseder ve sonunda da aşka bağlar huzuru. (Tavsiye ederim)
İşitsel ve görsel etkileşimlerin insan ruhunda yarattığı rahatlık ve dinginlik değil mi aslında. Bir bağlamı olmalı elbette bulmak ve sürdürmek için kimilerine göre. Neyle bağlarsanız bağlayın sonunda asıl kararı veren iç sesiniz yani ruhunuz. Nihayetinde isteyen de o hissedende…

Doyuma ulaşmanın ve doygunluk hissinin verdiği sahte mutlulukla karıştırılsa da aslında uzaktan yakından alakası yoktur. Elbette onlar gibi huzur da gelir, gider, kaçar ama en çok bulunur. Nerede bulacağın da sana kalmış. Ruhunu nerede dingin hissediyorsan, nerede mutlu kalmayı başarıyorsan huzur odur aslında. Sonuçtur bir bakıma, sürdürebildiğin sürece. Bazen bir müziğin notalarında, bazen bir şiirin dizelerinde, bazen bir deniz kıyısında yada sessiz bir gölün kenarında. Umutlanabildiğin, hayal kurmayı başardığın ve tebessüm içinde kalabildiğin sürece mutlak huzuru bulacaksın.

Nihayetinde bir his, bir hal ruhun için ve istesen de istemesen de içine çekiliyor insan, ta ki son huzura kadar…

0 0 votes
Article Rating

Etiketler:

, , ,