Satırlarıma ikinci satırdan başlamayı tercih ettim çünkü ilk satırda, üç noktaya sığdırılmış pişmanlıklar var, bilirsin. Yaşanması mümkünken yaşamayı beceremediğimiz, belki de elimize yüzümüze bulaştırdığımız kocaman bir dört yıl. Bu konulara girmek istemesemde, ki sen biliyorsun zaten bunları ama sen de her defasında söylemekten çekinmediğin için son kez ben de girmeyi tercih ediyorum. Belki de bu bir manifestodur benim için alt satırda yazmaya başlayacaklarım. Bu yazıyı paylaşmayacağım, sana da söylemeyeceğim yazdığımı. Nedendir bilinmez senin kendi kendine keşfetmeni bekliyorum belkide içten içe, neyse.

Bu mektup uzun olacak, biliyorum. O yüzden önce Yatsıyı kılayım geciktirmeden 🙂 22:27

Hatırlıyor musun nasıl başladı? Kısa bir şiir yazmıştım, Sezen Aksu’nun bir röportajının ardın çalan “Haydi gel benimle ol” şarkısına eşlik eden,

Ben, sadece sözlerini ezbere bildiğin,
Bir şarkıyım aslında.
Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin,
Duyduğundaki his hiç değişmeyecek.
Ama sen, yeni şarkılar dinlemeye devam edeceksin.
Tek fark, hiç birinin sözlerini ezberleyemeyeceksin…

Ortak noktamızdı değil mi Sezen Aksu…

Tesadüfen önüne çıkan bir paylaşımdan nerelere geldik, neler yaşadık, farkında mısın?

Ben pek farkında değilmişim aslında. Gerçek manada çıkarsız ve saf ilk defa sevilmenin sarhoşluğu. Ve tabi birde yaşanmışlıkların getirdiği güvensiz ve kırılgan psikoloji. Geriye dönüp baktığımda, şimdiki aklımla düşünürsek “çocukca” denebilecek nedenlerden ötürü araya giren mesafeler, kopuşlar, tekrar barışmalar. Hepsi dün gibi aklımda. Ben yeni büyüdüm galiba. Lütfen bu yazdıklarımı okurken sinirlenme olur mu! Gül sadece 🙂

Yaşanmışlıkları ve özelleri bir kenara koyarsak, geriye kalan anlardaki sevginin o inanılmaz halini şimdi çok daha iyi anlıyorum. Anlıyorum çünkü, beni ben yapan şeylerin başında geliyor senin sevgin. Aradan geçen zamanlar bazen unutturmaya çalışmış olsa da, derinlerdeki yerin hep baki kalmış olacak ki ne resmini silmişim, ne numaranı unutmuşum. Ara ara hatta gizliden gizliye seni uzaktan takip etsem de kaderin bizi ne şekilde ve ne zaman yeniden yan yana getirdiğini iyi hatırlıyorum. Küçük bir merhaba ve kısa hal hatır sorma ardından gelen o iki aylık sessizlik beni kendime getirdi, aslında sana.

13.06.2024

71 gün… ve ardından gelen kayboluş. Ulaşabilirim sana aslında, arayabilirim herhangi bir numaradan, herhangi bir hesaptan takip edebilirim ama bunu kendime yapmayacağım. Yapmayacağım çünkü geçmişe istinaden hak etmiş olabilirim ama bu şekilde asla. İlk 24 saat nasıl geçti gerçekten bilmiyorum, sanki yıl sürdü benim için. Sana demiştim, günlük tutuyorum ve gün gün seni sana beni de bana yazıyorum. Eğer söylediğin kadar değerli ve kıymetli olsaydım bu şekilde bir kopuşu, terk etmeyi yada bırakmayı artık sen nasıl ifade ediyorsan bana reva görmezdin. En azından kısa bir not bırakıp mesaj yazıp da gidebilirdin.

Dün, geçen 71 gündeki tüm yazışmaları okudum, sesli mesajları dinledim. Bu ruh halinden çıkmam gerektiğini biliyorum ve öyle de yapıyorum. Zaman umarım ikimiz için de ikimize de iyi gelir ve yeniden bir araya geliriz. Vakit namazlarımı kaçırmamaya özen gösteriyorum, söylediğin kitaptan başlamak üzere (Aşkın Ev Hali) yeni aldığım kitaplarla 3 kitabım var önümde okumam gereken. Bu arada bayram sonrası Manevi Danışmanlık ve Rehberlik eğitimine başladım. Bayramdan sonra onu da aradan çıkaracağım. Bu arada hala tarayıcıdan profiline girip bakıyorum, 3 ay önceki profil resmini yeniden koymuşsun yeğenlerinle olan. Her gece senin için dua edyorum, kendim için de ediyorum. Elimden başka birşey gelmiyor. Aslında yapacak çok şey var, şirket hattın arayıp sesini duyabilirim, Fake bir hesap açıp seni takip edebilirim yada ne bileyim Kızılayda metro gişelerinde bekleyebilirim seni olmadı evin önüne kadar gelebilirim. Ama seni zor duruma düşürmeyeceğimi bilirsin, bu kadar alçalmayacağımı da bilirsin. Ben zamanını bekliyorum, illa ki günün birinde karşılaşacağız. Ya geçen yılların öcünü alırcasına sarılacağız yada uzaktan bakacağız birbirimize…

Şu üç günde kendimi çok sorguladım. Bilmiyorum bunları sana neden anlatıyorum, okuyup okumayacağından bile emin değilim. Farkettim ki ben sana zayıf yönlerimi çok fazla açmışım, güçsüz olduğum noktaları çok iyi biliyorsun. Ekonomik durumumu, Aile durumumu vb. gibi bir sürü detaylar. Bir de sana olan sevgimi son limitine kadar gösterdim. Biliyorum, senin için yapamayacağım şey yok bu hayatta. Buna ortadan kaybolmak da dahil. Biraz kendimi geri planda tutabilirdim, sevgimi, aşkımı bu kadar sana yoğun gösterip cepte imajı vermeyebilirdim. Biliyorum bunlar bir kadın için güzel şeyler ama ilerisi için fazlasıyla düşündürücü konular. Hani bana demiştin ya, “Sen bana köpek gibi aşıksın” ben de evet demiştim. İşte film orada koptu galiba. Bu günlük bu kadar, sağlıcakla kal…

0 0 votes
Article Rating